Berlin’de insanın yalnız olduğunu anlaması uzun sürmez.
Bazen bir pazar sabahı yeter.
Uyandığında evde senden başka kimsenin nefes almadığını fark edersin. Telefon karanlıktır.
Berlin’de insanın yalnız olduğunu anlaması uzun sürmez. Bazen bir pazar sabahı yeter. Uyandığında evde senden başka kimsenin nefes almadığını fark edersin. Telefon karanlıktır. Mesajlar yoktur, aramalar suskundur. Şehrin gürültüsü pencereden süzülüp içeri girer ama seni ısıtmaz. Mutfak masasında soğuk bir kahve bardağı, duvarda asılı eski bir takvim ve hiç açılmayan bir dolap kapısı… Hepsi sana hatırlatır: buradasın, ama yalnızsın.
Bu roman, Berlin’in kalabalık sokaklarında kaybolmuş bir insanın iç dünyasına yolculuk ediyor. Yalnızlığın nasıl yavaş yavaş insanın kemiklerine işlediğini, alışkanlıklara dönüştüğünü ve bazen de bir tür sığınak haline geldiğini anlatıyor. Karakterimiz, şehrin gri gökyüzü altında kendi sesini ararken hem geçmişiyle hem de geleceksizliğiyle yüzleşiyor. Her satırda Berlin’in soğuk rüzgârı, her paragrafta bir odanın sessizliği hissediliyor.
Yalnızlık bir seçim midir, yoksa bir zorunluluk mu? Bu kitap, cevabı arayanlara sesleniyor.
Medeni Duran
Medeni Duran, 1971’de Mardin’in Nusaybin ilçesinde doğdu. Öğrenimini Nusaybin ve Midyat’ta tamamladı. 1988’de İstanbul’a yerleşerek Mezopotamya Kültür Merkezi’nde tiyatro çalışmalarına katıldı. İlk kitabı Pênûsa Min Azadiyê 2001’de, Welatê Min Qîra ise daha sonra Perî Yayınları tarafından yayımlandı. 2002’de Almanya’ya yerleşti. Mezopotamya Haber Ajansı’nda yazar ve uluslararası muhabir olarak çalıştı; çeşitli yayın organlarında yazıları ve haberleri yayımlandı. Kürt PEN üyesidir. Eserleri arasında Osmanlı’dan Şemdinli’ye JİTEM Tarihi, Efselya, Bizden Bir Şey Olmaz, Ceketimi Alıp Çıktım ve Birbirine Değen Hayatlar bulunmaktadır. Berlin’de yaşayan Duran, yazarlık, gazetecilik ve dijital yayıncılık çalışmalarını sürdürmektedir.
Berlin Sürgün Tutku Roman Kimlik Edebiyat